HABER

Avrupa Obezite Günü

Avrupa Obezite Günü

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Avrupa Obezite Günü Bildirisi

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çağımızın en önemli hastalığı Obezite olarak kabul edilmektedir. İlk kez 2010 yılında bir grup hekim ve hasta tarafınca obezite salgınına dikkat çekmek için başlatılan obezite farkındalık kampanyası giderek yaygınlaşmaktadır. Her yıl Mayıs ayının üçüncü Cumartesi günü Avrupa Obezite Günü olarak kutlanmaktadır. Amaç Avrupa’nın her yerinde obezite için farklı etkinlikler düzenleyerek kronik bir hastalık olarak kabul edilen obezite konusunda toplumda farkındalık yaratmak ve obezite ile mücadeleyi güçlendirmektir.

 

Sağlıklı bir insanın vücudunun yaklaşık yüzde 20-25’i yağ dokusundan oluşur. Bu oranların biraz üzerinde yağ dokusuna sahip olmak “kilo fazlalığı”, çok daha fazla yağ dokusuna sahip olmak ise şişmanlık, yani tıp dilindeki ifadesiyle “obezite” olarak adlandırılır.  Vücut ağırlığını (kg) boyunun karesine (m2) bölerek elde ettiğimiz rakam bize Beden Kitle İndeksi (BKİ) dediğimiz değeri verir. Sağlıklı bir insanın BKİ değeri 18-25kg/m2 arasında olmalıdır. Bu değerin 25-29,9kg/m2 olması kilolu olmak, 30kg/m2 üzerinde olması ise obezite hastası olmak demektir. Ancak, BKİ ölçümü kaba bir tahmin aracıdır ve bazı kişilerde yanılma payı içerebilir. Örneğin iri yapılı, kas kitlesi gelişmiş kişilerde BKI yüksek olduğu halde yağ kitlesi Normal sınırlarda olabilir. Veya zayıf çelimsiz kişilerde BKI değeri yüksek olmadığı halde karın içi yağlanma artmış olabilir. Bu nedenle tek başına BKI ile obezite tanısı koymamak uygun olur. Bel çevresinin ölçülmesi karın içi yağlanma miktarını yansıttığı için, obezite hakkında daha doğru karar verilmesini sağlar. Ülkemizde erişkinlerde kilolu ve şişman olma kararını verdiren bel çevresi değerleri şunlardır:

      • Erkekler için: Kilolu 90 cm, Obezite 100 cm

      • Kadınlar için: Kilolu 80cm, Obezite 90 cm

 

Obezite, başta şeker hastalığı ve insülin direnci olmak üzere kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, kan yağlarında yükseklik, inme, çeşitli kanserler, uyku-apne sendromu, karaciğer yağlanması, reflü, safra yolları hastalığı, kısırlık, depresyon, eklem ve hareket sorunları gibi çağımızın birçok sağlık sorununun gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Günümüzde önlenebilir ölümlerin sigaradan sonra gelen ikinci en önemli nedenidir. Yol açtığı tüm bu sağlık sorunları nedeniyle toplumların sağlık bütçeleri üzerinde de büyük yük oluşturmaktadır.

 

Obezite alınan ve harcanan enerji arasındaki dengesizlik nedeniyle ortaya çıkar. Gelişen yaşam standartları modern insanların daha az enerji harcamasına ve daha fazla enerji almasına neden olmaktadır. Elbette, çok sayıda genetik, çevresel, fizyolojik, biyokimyasal, sosyokültürel ve psikolojik faktör birbiri ile ilişkili olarak obezite oluşumuna neden olmaktadır. Bu faktörler içinde aşırı ve yanlış beslenme ile fiziksel aktivite yetersizliği en önemli nedenler olarak kabul edilmektedir. Yaşamı kolaylaştıran ve enerji harcamayı engelleyen teknolojik ilerlemeler (motorlu taşıtlar, yürüyen merdiven, asansör, internet ve bilgisayar teknolojisi vb.), beslenmenin bir sanayi haline gelmesi, daha dayanıklı ve daha ucuz ürünler elde etmek için doğal yaşamda yeri olmayan besin katkılarının kullanılmaya başlanması (trans yağlar, nişasta bazlı şekerler gibi) ile hazır gıda tüketiminde artış ve hızlı beslenme tarzı dünyadaki obezite sıklığındaki artıştan sorumlu tutulan başlıca çevresel faktörlerdir.

 

Ülkemizde obezite sıklığı yıllar içinde giderek artmış olup, ciddi bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Araştırmalar ülkemizde obezite sıklığının 0’luk kritik yüksekliği aşmış olduğunu göstermektedir. Bu oran her 3 erişkin bireyden birinin obezite hastası olduğunu göstermektedir. Çocuklarımız da ne yazık ki bu salgından payını almaktadır. Ülkemizdeki veriler okul çağındaki her 4 çocuktan birinin fazla kilolu veya obezite hastası durumunda olduğunu göstermektedir. Bu nedenle obezitenin hem çocuklarda hem de yetişkinlerde önlenmesi için gerekli adımların bir an önce atılması gereklidir.

 

Obezite tedavisinde ve önlenmesinde sağlıklı beslenme ve egzersizi içeren yaşam tarzı değişiklikleri ana basamaktır. Gereken ve uygun durumlarda obezite tedavisinde ilaç tedavisi ve cerrahi yöntemler de kullanılabilmektedir. Obezitenin önlenmesinde toplumdaki farkındalığın arttırılması ve bebeklikten erişkinliğe sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının benimsetilmesi öncelikli hedefler olmalıdır. Bu amaçla toplumun tüm katmanlarını kapsayacak, uygulanması kolay stratejilerin geliştirilmesi ve bunların uygulamaya konulması şarttır.