0 312 425 20 72
HASTALAR İÇİN BİLGİ DETAY

Guatr (Tiroid)

GEBELİK VE TİROİD

Gebelikte tiroidle ilgili önemli değişiklikler olmaktadır. Bu değişiklikler gebeliğin dönemlerine göre farklılık gösterir ve ayrıca doğum sonrası dönemde de tiroid bezi etkilenir. Normal gebeliği olup, tiroid sorunları olmayan bir kadında gebeliğin neden olduğu tiroid ile ilgili değişiklikler yanında, tiroid hastalığı olup gebe kalan kadınlardaki tiroid sorunlarını farklı değerlendirmek gerekir.

Tiroid sorunu olmayıp gebe kalan bir kadında, gebeliğe özgü hormonal değişiklikler  ve metabolik gereksinimdeki artışa bağlı olarak iyod ihtiyacı artar. Hafif iyod eksikliği önemli değişikliğe neden olmaz, ancak yoğun iyod eksikliği bölgelerinde hem annenin tiroidi hem de fetus (anne karnındaki bebek) etkilenir. T4 seviyesinde düşme, TSH’da artmaya neden olur. Gebelik süresince tiroid bezinde %10-20 civarında büyüme oluşur. Dünya Sağlık Örgütü gebelikte ideal diyet iyod içeriğini 200 mg olarak önermektedir.

Gebelikte tiroid fonksiyonlarını değerlendirmek için total T3 (TT3) ve total T4 (TT4) ölçülmemelidir, bu hormonları bağlayan proteinlerde artış olduğu için, TT3 ve TT4 yüksek bulunur. Hatalı tanıya neden olmamak için serbest T3 (ST3) ve ST4 ölçülmelidir. TSH düzeyi de gebelikten etkilenir. Özellikle gebeliğin ilk 3 ayında TSH normalin altına inebilir. Bu durumun gebeliğe bağlı geçici bir durum mudur, yoksa bir tiroid hastalığının yansıması mıdır, bunun ayırt edilmesi gerekir. Böyle bir durumda gebe kadın varsa bir endokrinolog, yoksa iç hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmeli, kadın doğum uzmanı ile birlikte izlenmelidir.

Hipotiroidi

Hipotiroidi kadınlarda adet düzensizlikleri, aşırı kanama, memeden süt gelmesi ve kıllarda artışa neden olur. Hafif hipotiroidizmde gebelik oluşabilir, ancak ölü doğum, düşük ve prematür doğuma neden olur. Eğer hipotiroidizm ağırsa, gebelik oluşmayabilir. Hipotiroid gebede hipertansiyon sıklığı artar. Bebeğin zeka gelişimini kötü yönde etkiler. Bu olumsuzluklar nedeniyle, hipotiroidisi olan bir kadının gebelik öncesi tedavisinin yapılması gerekir. Gebeliğe karar verildiğinde, menstruasyonun bitiminden hemen sonra tiroid fonksiyon testleri ölçülmeli, ilaç dozu düzenlenmelidir.

Gebelik oluştuktan sonra, gebeliğin 8-12 haftaları ve 20. haftada TSH ölçülmelidir. Özellikle gebeliğin ikinci yarısında ilaç dozunu artırmak gerekir. İlaç dozunu artırdıktan 1 ay sonra ST4 ve TSH ölçümü yapılarak kontrol edilmelidir.

Gebelik sırasında ilk kez hipotiroidi saptanırsa hemen tedaviye başlanması, bir ay sonra ST4 ve TSH ölçümü yapılarak doz ayarlaması yapılması gerekir.

Hipertiroidi (Tirotoksikoz)

Tiroid hormonları (ST3 ve ST4) artmış, TSH ise normalin altındadır. En sık nedeni Basedow-Graves hastalığıdır.

Doğurganlık çağındaki hipertiroidili bir kadın gebelik planlarsa, önce hastalık tedavi edilmeli, sonra gebelik planlanmalıdır.

Hipertiroidi, kadınlarda adet düzensizliğine neden olabilir.

Gebelik sırasında aşırı yorgunluk, halsizlik, çarpıntı, terleme, sıcağa tahammülsüzlük, titreme, aşırı sinirlilik, iştahın iyi olmasına rağmen her ay alınması gereken kilonun alınamaması, ultrasonografi ile bebek gelişiminin iyi olmadığının saptanması hipertiroidiyi düşündürmelidir. Bazen gözlerde büyüme eşlik edebilir.

ST4 yüksek ve TSH düzeyi düşük ölçülürse, tanıya yardımcı olması için antikor testleri (Anti-TPO, Anti-Tg ve TSH reseptör antikoru) yapmak gerekir. Gebelikte tiroid sintigrafisi kesinlikle çekilmez.

Gebeliğin ilk yarısında hipertiroidi saptanırsa, bu durumun gebeliğe bağlı geçici bir durum olabileceği ve gebeliğin 18. haftasına kadar kendiliğinden düzelebileceği hatırlanmalıdır. Bir endokrinolog veya iç hastalıkları uzmanının değerlendirmesi gerekir.

Eğer gebeliğe bağlı geçici tirotoksikoz değilse ilaç ile tedavisi gerekir. Bu ilaçlar anneden bebeğe geçer ve bebekte anne karnında iken hipotiroidiye neden olur. Ülkemizde propycil ve thyromazol isimli iki ilaç kullanılmaktadır. Thyromazol’ün bebeğe geçişi daha fazla olduğu için gebelerde propycil kullanılmalıdır. Mümkün olan en düşük doz verilerek tedavi edilmeli, aylık ST4, TSH kontrolu yapılmalı, eğer yüksek doz gereksinimi olursa mutlaka deneyimli bir merkezde izlenmelidir.

Hipertiroidi tedavisinde kullanılan bir diğer ilaç grubu beta blokerlerdir. Bu ilaçlar çarpıntı, terleme gibi şikayetleri azaltmak için yardımcı olarak kullanılırlar. Ancak, gebelerde dikkatli kullanılmalıdır. Çünkü bebeğe geçerek, bebeğin gelişimini yavaşlatabilir, doğum olayının uzamasına, yeni doğan bebekte nabız hızının yavaşlamasına, sarılığın uzamasına ve kan şekerinin düşmesine neden olabilir. 6 saatte bir 20-40 mg propranolol (Dideral) kontrollu bir şekilde kullanılabilir.

Hipertiroidi tedavisi için operasyona karar verilirse en uygun zaman ikinci trimestir (gebeliğin ikinci üç ayı) dir. İlk ve üçüncü üç ayda operasyon risklidir.

Hipertiroidi tedavisinde gebelerde radyoaktif iyod (atom tedavisi olarak bilinen) kesinlikle kullanılmaz.

Doğumdan sonra ortaya çıkan tiroid sorunları:

Doğum sonrası dönemde tiroid fonksiyon bozukluklarında artış görülür. Özellikle doğumu takiben ilk 3 ayda ortaya çıkan halsizlik, sinirlilik, çarpıntı ve sıcağa tahammülsüzlük şikayetleri varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır. ST3, ST4 yüksek, TSH normalin altında saptanması tirotoksikoz olduğunu gösterir. Gebelik öncesi ve gebelik sırasında Anti-TPO ve Anti-Tg titresi yüksek olanlarda bu tirotoksikozun nedeni Hashitoksikozis veya postpartum tiroidit olabilir. Diğer bir tirotoksikoz nedeni Graves hastalığıdır ve sıklıkla doğumu takiben 6-9 aylarda ortaya çıkar.

Hashtoksikozis ve postpartum tiroidit ile Graves hastalığının birbirinden ayrılması önemlidir. Bunun için 24 saat emzirme durdurulup, teknesyum uptake testi yapılır. Bu yüksek bulunursa Graves hastalığı, düşük ise hashitoksikozis veya postartum tiroiditdir.

Postpartm tiroidit  6ay-1 yıl içinde iyileşir. Bazen kalıcı hipotiroidi gelişebilir. Bu durumda tiroid hormonu verilerek tedavi edilmesi gerekir. Tedavi süresince belli aralıklarla ilaç kesilip bu durumun kalıcı veya geçici olup olmadığının hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Graves hastalığının ilaçla tedavisi gerekir. Propycil süte daha az geçtiği için tedavide tercih edilir. 150 mg’ı aşmayacak şekilde, küçük dozlara bölünerek her emzirmeden hemen sonra alınmalıdır.

Gebelik öncesi, gebelik sırasında veya doğumdan sonra bebeğin emzirme dönemlerinde tiroid ile ilgili sorun yaşayan annelerin yeni doğan bebeklerinin de bir yeni doğan uzmanı veya çocuk endokrinoloğu tarafından çok dikkatli değerlendirilmesi gerekir.             

TİROİD KANSERİ NEDİR? Tiroid boynun ön tarafında, Adem Elmasının alt kısmında yerleşik, kelebek şeklinde, 20-25 gr ağırlığında bir iç salgılı bezdir.

Bu bezde çeşitli hastalıklar, bu arada kanser de oluşabilir. Bu bölgede genellikle ağrısız bir şişlik, yumru şeklindeki oluşum %5 olasılıkla kanser olabilir. Bu sırada tiroid bezinin işlevi genellikle normaldir.

Tiroid bezindeki kanserlerin %80-85’ini Papiller ve Folliküler  tipteki, (differansiye) genellikle iyi seyirli, kanserler oluştururlar. Daha az rastlanan Medüller tipteki kanserde ailevi geçiş görülebilir. Anaplastik kanser ise çok hızlı ilerler. Vücudun başka yörelerindeki kanserler Tiroid bezine metastaz yapabilirler.

Bu yazıda hastalara bu konuda kısa fakat önemli bilgiler verilecektir.

TİROİD KANSERLERİNDE YAKINMA VE DİKKATİ ÇEKEN BULGULAR NELERDİR?

·         Hastaların çoğunda önemli bir yakınma yoktur.

·         Muayene sırasında Tiroid bezinde genellikle yumru tarzında (nodül) bir şişlik bulunur. Bunu hasta veya yakınları da fark edebilirler.

·         Bazen boynun Ultrasonografi, Bilgisayarlı Tomografi, Mağnetik Rezenans gibi bir yöntemle başka amaçla incelenmesi dolayısıyla Tiroid bezinde yumru (nodül) veya yumrular (nodüller) görülebilir. Muayenede elle saptanamayan, görüntüleme yöntemleri ile tesadüfen fark edilen, çapı 1 cm’den küçük nodüllere çok sık rastlanır. Bunların çoğunluğu kanser değildir.

Yumrular giderek önemli derecede büyüyüp çevreye basıya, ses kısıklığına neden olabilirler.  Anaplastik tip kanserler  hızla yayılıp kitle şeklini alır ve çevreye yapışırlar.

Bütün bu durumlarda hemen hekime, mümkünse bir Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir.  

TİROİD KANSERİNİN SEBEBİ BİLİNİYOR MU? NEDİR?

Kanserlerin önemli bir kısmı gibi Tiroid kanserlerinin de ne sebeple oluştukları çok iyi bilinmiyor. Ancak Tiroid kanseri oluşumunda etkinliği belirlenmiş bazı özellikler vardır:

  • Özellikle çocukluk döneminde baş-boyuna ışın tedavisi uygulanması (Radioterapi); Yahut yaygın iyonize radyasyona maruz kalınması. (nükleer kaza, atom bombası)
  • Genetik yatkınlık – özellikle anne, baba, kardeş gibi yakınlarda Medüller tipte Tiroid kanseri saptanmış olması.
  • Çocukluk döneminde, erkeklerde nodüler yapıların kanser olma olasılığının erişkinlere ve kadınlara nazaran biraz daha fazla olması olasılığı.

 

TİROİD KANSERİ TANISI NASIL KONUR?

Hekim, tercihan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı, hastanın yakınmalarını dinleyip, muayene eder. Gerekli laboratuar tetkikleri yaptırır. Tanı için en önemli yöntemi uygular. Bu yöntem:

Tiroid İnce İğne Aspirasyonu Biopsisi (TİİAB) dir. Hekim eli ile saptayabildiği yumrulardan doğrudan enjektörle hücreler alır;

  • TİİAB hekim karar verdiğinde el ile saptanamayan nodüllerden ve gerekiyorsa el ile saptanabilen nodüllerden de ultrasonografi eşliğinde enjektörle hücre alır.
  • Deneyimli bir Sitolog iğne ile alınıp bir lam’a (cam) yayılmış olan bu hücreleri boyayarak inceler ve kanser hücresi bulunup bulunmadığına karar verir.
  • Ultrasonografideki yumru (nodül)’nun görünümü de hekime, kesin olmamakla beraber, bazı bilgiler verir.
  • Medüller Tiroid kanseri için, bu yönde düşünce varsa, kanda Kalsitonin isimli hormon’un artmış olup olmadığına bakılır. Belirgin artışı Medüller kanser için çok önemli bir işarettir.

 

TİROİD KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR? Tüm Tiroid kanserlerinde erken tanı ve tedavi çok gerekli ve önemlidir.

·         Tedavinin en önemli kısmı cerrahi girişimdir. Ancak bu girişimin deneyimli ve başarılı bir Tiroid Cerrahı tarafından yapılması ve başarılı olunması ön şarttır.  Özellikle %80-85 lik bölümü oluşturan Papiller ve Foliküler kanserlerde böyle başarılı bir girişim %85 vak’ada çok iyi bir gelecek sağlanmasının ilk ve önemli adımı olur.

·         Operasyon sırasında çıkarılacak kitlenin patolojik özellikleri ivedi patolog tarafından yeniden değerlendirilir. Böylece kanser olup olmadığı bir kez daha kontrol edilip bezin tamamı veya önemli bir kısmı çıkarılır. Gerekiyorsa yöredeki lenf bezleri de ayıklanarak yeterli ameliyat yapılmış olur.

·         Çırakılan Tiroid beziyle ve varsa lenflerle ilgili tüm materyal yine Tiroid konusunda deneyimli bir Patalog tarafından değerlendirilip kanserin tipi; yayılımı ve diğer özellikleri hakkında bilgi sağlanır.

·         Bundan sonraki aşama Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları uzmanı tarafından gerçekleştirilir.

·         Gerekirse Radyoaktif İyot tedavisi verilerek kalmış olması olasılığı bulunan dokunun ve kanser hücrelerinin tahribi sağlanır.

·         Böylece hastada kanser hücresi yanında Tiroid glandıda kalmamış, yani hasta Hipotiroid olmuştur. Ömür boyu yeterli dozda Tiroid Hormonu alması gerekir. Tiroid kanserlerinin büyük çoğunluğu  Tiroidi Stimule Eden Hormon (TSH) dan etkilendiği kabul edildiğinden verilecek tiroid hormonunun dozu TSH baskılanacak şekilde yüksek tutulur.

·         Önceleri 6 ayda bir, daha sonra yıllık kontrollerle hasta Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları uzmanı tarafından izlenir.  

TEDAVİ SONUCU NEDİR?

  • %80-85 lik grubu oluşturan Papiller ve Foliküler (differansiye) Tiroid kanserli hastaların %85’i tam bir iyilik kazanır, hayatlarını normal sürdürürler.  %10-15’inde nüksler, alevlenmeler görülebilir; bu durumda gerekli tedavileri yapılır.
  • Medüller Tiroid kanserinin başka bezlerle ilgili boyutları, aileden kazanım yanında sonraki nesillere yansıma özelliği vardır. Her yönü ile incelenmeli ve izlenmelidir. Oldukça uzun ve rahat yaşamaya izin verirler.
  • Anaplastik kanser seyrek olup ileri yaşlarda oluşur. Tedavileri güç ve gelecekleri iyi değildir.

SUBAKUT TİROİDİT ( DE QUERVAİN TİRODİTİ) NEDİR?

Subakut tiroidit ,De Quervain tiroiditi veya diğer bir deyişle granülamatöz,dev hücreli tiroidit,genellikle üst solunum yollarının virüslerle oluşan iltihabını, takiben gelişen,boyun bölgesinde tiroid bezi üzerinde şiddetli ağrı ile kendini gösteren, tiroid bezinin iltihabı hastalığıdır.

Subakut tiroidit ( De Quervain Tiroditi) insan vücudunda oluşturduğu belirtiler nedir?

Hastalığın en tipik belirtisi,boyunda tiroid bezine uyan bölgede şiddetli ağrı ve tiroid bezi üzerinde duyarlılıktır ve sert bir şişmedir..Ağrı genellikle boynun bir tarafında başlar,daha sonra diğer taraflara da yayılırsa ,bir  tarafta ağrı daha yoğundur.Bazen de bir tarafta ağrı hafiflerken,boynun diğer tarafında ağrı başlayabilir.Subakut tiroidit-te ağrı çok şiddetlidir,çeneye,dişlere kulağa vurabilir.Yutkunma,öksürük, baş hareketleri,elle dokunmak,giysi teması ağrıyı artırabilir.Ağrının  olduğu bölgede tiroid bezioldukça serttir. Yutma güçlüğü,ses kısıklığı olabilir.Hastaların önemli bir bölümünde, ağrı gelişmeden günler ya da haftalar önce geçirilmiş üst solunum yolları iltihabı öyküsü vardır,üst solunum yolu nedeni ile 2-3 kutu antibiyotik tedavisi almışlardır,

antibiyotik tedavisine iyileşmenin olmaması ve ağrının devam etmesi tipiktir.

Hastaların çoğunda,halsizlik ,iştahsızlık,kemik,eklem ve kas ağrıları,üşüme titreme ateş gibi belirtiler vardır.Hastalığın  gidişi sırasında,hasarlanan tiroid dokusundan, depo edilen tiroid hormonlarının kan dolaşımına dökülmesine bağlı olarak,tiroid hormonu fazlalığı belirtileri görülür. Bunlar; sinirlilik,çarpıntı,terleme,titreme,sıcağa tahammülsüzlük,zayıflama gibi belirtilerdir.Hastalığın gidişi sırasında zamanla veya tedavi ile bez iyileşme dönemine girer,bez kendini toparlar,normal görevini sürdürür.Hastalık genellikle 2-4 ay içerisinde iyileşme birlikte, bazı olgularda nüksler olabilmek te ve iyileşme bir yıla kadar uzayabilmektedir.Bazı olgularda da kalıcı,tiroid bezi tembelliği gelişebilmektedir.Tiroid bezi tembelliği gelişen olgularda, halsizlik, yorgunluk,kilo alma,cilt kuruluğu,üşüme ,kabızlık,unutkanlık gibi belirtiler görülebilmektedir. Subakut tiroidit sırasında görülen belirtiler Tablo-I  de gösterilmiştir

Tablo-I Subakut tiroiditte görülen belirtiler

Boyun bölgesindeki belirtiler

  • Boyun ağrısı
  • Boğaz ağrısı
  • Boyunda ağrılı şişlik
  • Ağrının dişlere,çeneye kulağa vurması
  • Yutkunma ve baş hareketleri ile ağrı
  • Boyunda baskı hissi
  • Yutma güçlüğü

Tüm vücuda ait belirtiler

  • Halsizlik,
  • Üşüme ,titreme, ateş
  • İştahsızlık
  • Kas ,kemik ve eklem ağrıları

Tiroid hormon fazlalılığına ait belirtiler

  • Sinirlilik
  • Çarpıntı
  • Sıcağa tahammülsüzlük
  • Terleme
  • Titreme
  • Zayıflama

Subakut tiroidit’in ( De Quervain Tiroditi)  nedeni nedir?

Virüslerin neden olduğu bir hastalık olarak düşünülmektedir.Bazı yaygın virüs hastalıklarından sonra   ve  bazı mevsimlerde (sonbahar) sık görülmesi bunu desteklemektedir.Çoğu olguda,bir üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında görülmektedir.Kadınlar erkeklere oranla  daha çok  etkilenmektedir.

Subakut tiroidit’in ( De Quervain Tiroditi)  nasıl oluşmaktadır?

Virüslerin etkilemesi sonucu,tiroid bezi hasarlanmaktadır,bu sırada tiroid bezinin üzerinde ağrı,duyarlılık oluşmaktadır.Hasarlanan tiroid dokusundan kan dolaşımına tiroid hormonlarının dökülmesi sonucu,geçici bir tiroid hormonu fazlalığı ( Hipertiroidi) oluşmakta,buna bağlı  olarak sinirlilik,çarpıntı,terleme,titreme,sıcağa tahammülsüzlük, zayıflama gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır.Bu dönemden sonra tiroid bezi kendini onarmakta iyileşme olmaktadır.Ancak % 5-10 olguda   bez kendini toparlayamamakta hasar kalıcı olmakta ,tiroid hormonu eksikliği (hipotiroidi ) olabilmektedir. Tiroid hormonu eksikliği gelişen olgularda,halsizlik, yorgunluk,kilo alma,cilt kuruluğu,üşüme kabızlık,unutkanlık gibi belirtiler görülebilmektedir.

Subakut tiroidit’e ( De Quervain Tiroditi)  nasıl  tanı konulur, laboratuar testleri nasıldır ?

Boyun bölgesinde ,tiroid bezinde muayenede ,ağrılı çok sert,  şişlik saptanır.Hastaların çoğu ağrılı bölgeye dokundurmak istemez.Bu olgularda kanda sedimentasyon yüksekliği çok tipiktir.Olguların çoğunluğunda sedimentasyon değeri 50-100mm/saat civarıdır.Kan beyaz kürelerinde ( Lokosit-WBC ) ve CRP de hafif yükseklik saptanabilir.Kanda tiroid hormon düzeyleri,serbest T3,serbest T4 düzeyleri yüksek ,serum TSH düzeyi düşük olarak saptanır,ayrıca serum tiroglobulin düzeyi yüksektir.Hastalığın iyileşmesi birlikte ,kanda tiroid hormonları  ve sedimentasyon yüksekliği normale döner.Kalıcı tiroid bezi tembelliği gelişen olgularda tiroid hormonları serbest T3 ve serbest T4 düzeyleri düşük ,TSH düzeyi yüksek olarak saptanır.Hastalığın başlangıcında,karaciğer testlerinde ( ALT,AST,GGT ) hafif yükseklik bulunabilir.

Tiroid ultrasonografisinde,tiroid bezinin hasta olan bölgesinde eko azlığı ( hipoekojen ) ve eğer tiroid sintigrafisi çekilmişse,tiroid bezinde düzensiz tutulum,hasta olan bölgede de  verilen radyoaktif maddenin tutulmadığı görülür.

Nükleer tıp testlerinden ,tiroid iyot tutulum testi ( I 131 uptake testi ) yapıldığında,tutulumun az olduğu ( yüzdelerin düşük olması ) saptanır.

Subakut tiroidit ( De Quervain Tiroditi)  nasıl  tedavi edilir ?

Hastalık çok ağrılı olduğundan, ağrı kesiciler,örneğin Aspirin günde 3-4 kez,yada steroid yapısında olmayan ağrı kesiciler kullanılır.Çok ağrılı olan olgularda, Glukokortikoid ( kortizon ) ilaçlar,örneğin  prednizon 40mg/gün kullanılır.Bu ilaçla birlikte ağrı 24-48 saat içinde geçer,daha sonra ilaç dozu azaltılarak kesilir.Bazı olgularda ,ilaç dozu azaltılınca hastalık tekrarlayabilir,bu olgularda düşük doz tedaviye bir süre daha devam etmek gerekebilir.Tiroid hormonu fazlalığı nedeni, hasarlanan dokudan dolaşıma  geçen tiroid  hormonları olduğu için,tiroid hormonu yapımını azaltan ilaçlar (Propycil,Tyramazol gibi ) kullanılmaz.Tiroid hormon fazlalığı belirtileri fazla olanlarda, beta-bloker ( Dideral gibi ) ilaçlar düşük dozda kullanılabilir.Kalıcı tiroid bezi hormonu eksikliği olan olgularda, tiroid hormonu tedavisi başlanır.Subakut tiroiditin tedavisinde cerrahi tedavinin yeri yoktur.

Subakut tiroidit’in ( De Quervain Tiroditi) , gidişi  nasıldır,nasıl izlenir ?

Subakut tiroidit’in ( De Quervain Tiroditi) başlangıçta gürültülü olarak başlasa da,gidiş olarak oldukça iyi olan, kendiliğinden iyileşebilen hastalıktır.Ağrı glukokortikoid tedaviye iyi yanıt verir.Tiroid hormonu fazlalığı geçicidir,takipte bunların normale döndüğü,görülür,ağrı ve tiroid hormon  fazlalığı belirtileri zamanla ortadan kalkar.Çok az olguda ( %5-10 ) kalıcı tiroid hormonu eksikliği olabilmektedir.

Bu olgularda,tiroid hormonu ile kolayca tedavi edilebilmektedir.

HASHİMOTO HASTALIĞI

Hashimoto  tipi tiroid bezi iltihabı veya tıptaki adıyla ‘’Hashimoto tiroiditi’’  bağışıklık sisteminin bir bozukluğu sonucu ortaya çıkar. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. 1912 yılında Japon bilim adamı Akira Hashimoto tarafından tanımlandığı için bu ad verilmiştir.  Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabı en fazla  tiroid bezi yetmezliği (hipotiroidi)  yapan  hastalıktır. Diğer bir deyimle tiroid bezi yetmezliğinin en önemli nedeni Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabıdır.

Bu hastalık otoimmün hastalıklar dediğimiz hastalıklardan birisidir. Otoimmün hastalıklarda vücut  kendi dokusunu yabancı doku olarak algılayıp onu yok etmek ister ve vücut içinde bir savaş oluşur. Hashimoto tiroiditinde de vücut tiroid bezini yok etmek ister. Vücudumuz tiroid bezini yok etmek için çok miktarda anti-TPO antikoru ve anti-tiroglobulin antikoru üretir. Bu antikorlar tiroid bezine bağlanarak tiroid hücrelerini harap ederler. Bu arada tiroid bezine birçok iltihap hücresi birikir. İltihap sonucu tiroid hücreleri  tahrip olarak azalınca da bez küçülür ve hormon yapacak hücre kalmaz ve sonunda tiroid hormon yetmezliği ortaya çıkar. Bu hastalarda  yıllar içinde tiroid bezi gittikçe küçülür. Başlangıçta ufak bir guatr ve kanda anti-TPO antikor yüksekliği  varken TSH, T3 ve T4 hormonları normaldir. Daha  sonra  zaman içinde  hastalık ilerledikçe önce başlangıç halinde tiroid yetmezliği (sadece TSH yüksek, fakat T3 ve T4 normal) sonra tam tiroid yetmezliği (TSH yüksek, T3 ve T4 hormonları düşük) gelişir.

Hashimoto hastalığı başlangıcında tiroid bezinde büyüme yani guatr vardır;  daha sonra  tiroid bezi yavaş yavaş devam eden harabiyet nedeniyle yıllar içinde küçülerek sanki yok olur.

Kimler Risk altındadır?

 Hashimoto hastalığının nasıl başladığı tam olarak bilinmiyorsa da genetik eğilim önemlidir.  Ailesel özellik gösterir.  Aynı  ailenin üyelerinde sık görülür. Hashimoto tiroiditi olan hastalarda  kuvvetli bir genetik geçiş vardır ve bu hastaların  birinci dereceden akrabalarında tiroid antikorları (anti-TPO ve anti-tiroglobulin) yüksek  olarak bulunur ve hastalık ailenin diğer üyelerinde de sıklıkla ortaya çıkar.    Bu nedenle Hashimoto tiroiditi varsa ailenin diğer üyelerinde de tiroid tetkikleri yapılmalıdır.

Hashimoto tiroidit sıklığı  iyod alımı arttıkça artmaktadır.  ABD ve Japonya gibi iyod alımının yüksek olduğu ülkelerde sıklığı yüksektir.

Sıklık:        

Toplumun  % 2’sinde bulunur. Hashimoto hastalarının  % 95’i kadındır. Tüm yaşlarda ortaya çıkarsa da 30-50 yaş arasında sıktır. Kadınlarda erkeklere göre 15-20 kat daha fazla görülür. Ergenlik  çağındaki kızlarda  sıklığı % 0.8-1.6’dır.

Anti-TPO antikorunun kanda yüksekliği  yaşla birlikte artar ve 70 yaş ve daha büyük kadınların % 33’ünde bu antikor yüksek olarak bulunur. 

Anti- TPO ve anti-tiroglobulin antikorlarının ve sadece TSH’nin yüksek olduğu kadınlarda tiroid bezi yetmezliği yani tiroid hormon azlığı her yıl  % 5 oranında gelişir.

Şikayetler:

Çoğu hastanın  hiçbir şikayeti yoktur.  Bazı hastalarda küçük bir guatr ve anti-TPO antikor yüksekliği vardır. Bazen tiroid bezi yetmezliği (tiroid hormon yetmezliği-hipotiroidi) ile doktora başvururlar.

 Yaş ilerledikçe Hashimoto’lu hastalarda hipotiroidi (tiroid bezi yetmezliği) sıklığı artar.

Hashimoto’lu hastalarda lastik sertliğinde bir guatr vardır. Çok nadiren tiroid bezi sert olabilir.  Tiroid bezinde ağrı veya hassasiyet yoktur. Genellikle tiroid büyümesi sessiz olur ve şikayet bulunmaz. Bu hastalar doktora genellikle guatr nedeniyle veya tiroid hormon azlığının neden olduğu halsizlik, bitkinlik, el ve yüzde şişme, ses kalınlaşması gibi şikayetler nedeniyle başvururlar.

Hashimoto Tiroiditi ile Birlikte Sık  Görülen Hastalıklar

Hashimoto tiroiditi  olan hastalarda diğer otoimmün hastalıklar  sıklıkla   birlikte olur. Bu hastalıklar aşağıda  verilmiştir:

Hashimoto tiroiditi; hipogonadizm (seks hormonlarında azalma), Addison hastalığı (böbreküstü bezi yetmezliği), diyabetes mellitus (şeker hastalığı),  hipoparatiroidizm (paratiroid hormon düşüklüğü-kalsiyum düşüklüğü) ve pernisiyöz anemi (B12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlık) ile birlikte sık görülür.

Çocuklarda Hashimoto hastalığı olursa büyüme gecikmesi, kemik yaşında gecikme ve yüksek kolesterol düzeyleri saptanır. 

Laboratuvar Bulguları:

Hashimoto tiroiditinden şüphelenildiğinde, anti-TPO antikoru,  T3, T4 ve TSH hormon tetkiklerine bakılır.  Hashimoto tiroiditli olguların yaklaşık % 80’inde tanı konduğunda normal T4, T3 ve TSH düzeyleri  saptansa da tiroid bezinde hormon yapımı azalmaya başlamıştır. 

 Anti-TPO antikorlar hastaların % 95’inde ve anti-Tiroglobulin  antikorlar  % 60’ında yüksek olarak bulunur.

Anti-TPO antikoru yüksek hastaların % 25-50’sinde  tiroid bezi yetmezliği başlangıç halinde olabilir, yani TSH hormonu yüksek, fakat T3 ve T4 hormonu normaldir.

Hashimoto Tipi Tiroid İltihabında Tedavi:

Hashimoto tipi  tiroid iltihabını yok edecek bir tedavi  şekli  veya hastalığı tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yolu maalesef yoktur. Yapılan tedavi sadece guatr  ve tiroid bezi yetmezliği varsa onun tedavisi şeklinde olur.

Guatrı olan veya tiroid bezi yetmezliği olan kişilerde tiroid hormon ilaçları olan Tefor veya levotiron ile    tedavi  yapılır  ve ilaç dozu serum TSH düzeylerini normale getirecek şekilde doktorunuz tarafından ayarlanır. Yaşlı hastalarda veya koroner kalp hastalığı olanlarda tedaviye çok  düşük dozlarda başlanır ve 4-6 haftalık aralıklarla artırılır. Kadınların çoğunda gebelik süresince dozda % 25-50 oranında bir artış gerekir.

Hipotiroidi olmasa bile guatrı olan Hashimoto hastaları tiroid ilacı tedavisinden fayda görür ve guatrları küçülür.

Hipotiroidizm nedeniyle içinde levotiroksin bulunan  ilacı  bir yıldan fazla kullanan Hashimoto tiroiditli olguların çok azında  hastalık kendiliğinden düzelebilir.  Özellikle aşırı iyod kullanımı sonrası hipotiroidi gelişenlerde, ve doğumdan sonraki bir yıl içinde  hastalığı ortaya çıkanlarda ilaç dozu azaltılarak hastalığın düzelip düzelmediği  kontrol edilir. Bezi küçülmüş hastalarda hastalığın düzelme olasılığı yoktur.

Hashimoto Tiroiditi Olan Hastaların Dikkat Etmesi Gereken Hususlar:

1) İyotlu tuz  ve  iyodlu öksürük şurubu kullanmayınız.

2) Selenyum desteği  alabilirsiniz. Kanda selenyum düzeyi düşükse  günde 100-200 mikrogram selenyum hastalığınız için faydalı olabilir

3) Tiroid hormon ilaçlarını (içinde levotiroksin bulunan haplar) aç karna içiniz. Midenizde ağrı yapıyorsa  tok karna alın, ancak en iyisinin aç karna alınması olduğunu unutmayınız. Aç  karna alınan ilacın emilimi daha iyi olur.

4) İlacınızı   her zaman aldığınız öğünde almayı unutursanız bir sonraki öğünde alın

5) İlacı aldığınız öğünde başka ilaç almamaya çalışın. Özellikle kalsiyum, demir ve mide ilaçları  tiroid ilacının emilimini bozar.

6) Gebe kalmayı düşünen kadınlar doktoruna mutlaka  ilaç konusunda danışmalıdır. Gebe kalınca da  tiroid ilaçları alınacaktır. Çocuğa zararı yoktur.  Tiroid ilacı almazsanız düşük riski  artar. Doğum sonrası da kontrollerinizi yaptırınız.

GUVATR NEDİR?

Halkımızda  guvatr denildiğinde sanki tek bir hastalıkmış gibi bir algı mevcutur.  Bu yanlış  bir bilgidir.  Guvatr sözcüğü şemsiyesi altında tiroid bezinin,  sebep,tanı ve tedavisi  son derecede farklı çok sayıda hastalığı yer almaktadır. Tiroid  bezinin her türlü hastalığına guvatr denilmektedir.  Bezin aşırı çalışması  veya  yetersiz çalışması veya büyümesi veya içinde nodül dediğimiz  yuvarlak veya elipsod  yapılanmaların  oluşması gibi durumların her biri ayrı bir guvatr dır. Tiroid bezinin vücudunuzda görevleri

Tiroid bezi, boynun ön tarafında, gırtlağın hemen önünde yer alan bir iç salgı bezidir (endokrin gland). Büyüklüğü 18-20 gr kadardır. Bu da  yaklaşık  5-6 kesme şekeri kadar bir büyüklüğe uymaktadır. Tiroid bezinin  şekli kabaca bir kelebeğe benzemektedir.  Sağ ve sol olmak üzere  2 lobu ve birde lobları bağlayan isthmus dediğimiz köprü bölümü vardır.  Kelebeğin sağ kanadı gibi olan kısma sağ lop,  sol kanada uyan kısma sol lop  denilmektedir. Kıvamı çok yumuşaktır.  O denli yumuşaktır ki normal muayene de  kolay fark edilemez.

Tiroid bezi tiroid hormonu salgılamaktadır.  Tiroid hormonu  vücudumuzda,  büyüme, gelişme,  enerji oluşumu ve enerji kullanımı, vücut ısısının sağlanması ve  devamlılığı, her türlü metabolizmamız, diğer hormonlarımızın  üst düzeyde etkileri ve enzimlerin normal işlevleri  için  olmazsa olmazlardandır . 

Büyüme ve gelişmede önemlidir. Tiroid eksikliğinde gelişme geriliği hatta  cücelik görülebilmektedir. 

Enerji oluşumunda etkilidir. Tiroid hormon eksikliğinde hareketler yavaşlamış, kişinin enerjisi düşmüştür. Adeta  yavaş çekim veya kış uykusunda gibidir.

Vücut ısısnın oluşmasında önemlidir, ağır tiroid hormon yetmezliklerinde vücut ısısı düşmektedir. Soğuğa tahammül azalmaktadır.

Metabolizmanın yeterince aktif olmasında önemlidir. Tiroid hormon eksikliğinde vücudumuzda her türlü yapım ve yıkım faaliyetleri yavaşlar.  Örneğin kolesterol emilim ve vücutta yapımı azalır, ancak yıkımı  çok daha azalacağından  kanda kolesterol yükselir.  Bu nedenle tiroid yetmezliklerinde kanda kolesterol yüksek bulunur.  Tiroid hormon eksikliğinde diğer hormonlarımızın  ve enzimlerimizin  yeterince etlkili olamadıkları görülmektedir. Bunlara bağlı da çeşitli şikayet ve bulgular ortaya çıkacaktır.

Tiroid bezi hastalıklarına genel olarak guvatr dediğimiz ifade etmiştiik.

Guvatrlar, yani tiroid bezi hastalıkları, genelde başarıyla tedavi edilebilen hastalıklardandır.  Kanseri bile iyi olan bir organımızdır. Gerçekten  kanserlerinin kabaca % 5 dışında kalan tümünde tedavi başarılıdır. Kesin şifa olasıdır. Ancak bunda da çok geç kalmamak esastır. Esasta her türlü  guvatrın tedavisinde geç kalmama prensibi esastır.

Ülkemizde guvatrların tanısı ile ilgili her türlü modern tetkiki yapma olanağı bulunmaktadır. Doktorlarımız tarafından hastalık iyi tanınmakta ve bilinmektedir. Branşları  olduğu için doğal olarak guvatrları çok iyi bilmek durumunda olan  endokrinolog, yani  hormon hastalıkları uzmanlarımızın sayısı Ülkemiz de giderek artmaktadır.  Dahiliye uzmanlarımızın guvatrla ilgili teorik bilgileri ve deneyimleri de yeterli düzeydedir. Guvatr cerrahisi Ülkemizde oldukça başarılıdır. Guvatr cerrahisinde deneyim önemlidir.

Endokrin cerrahiyle uğraşan,  endokrin cerrahlarımız da giderek artmaktadır.

Son söz olarak çeşitli tiroid hastalıklarını kapsayan guvatrların tedavisi mümkündür. Bu konuda Ülkemiz tıbbı başarılıdır.  Ancak başarıda , yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, hastanın gecikmemesi  ve guvatr tanısı konulmuş ise , doktorunun belirlediği zamanlarda  düzenli kontrollarına gitmesi önemlidir. 

NODÜLER VE MULTİNODÜLER GUATR

Tiroid bezinde bir yumru mevcutsa buna tiroid nödülü denilmektedir. Eğer tiroid bezi hem iri hemde nodüllü ise, buna nödüler guatr , hem iri hemde birden çok yumru mevcutsa buna da muti nodüler guatr denilir.

Nodüllerin hasta ve hekim açısından üç önemli özelliği vardır.Birinci özellik nodülün kanser olup olmadığıdır.İkinci özellik nodül veya nodüllerin otonom yani başına buyruk çalışarak aşırı hormon üretimi ile hipertroidi denilen hastalığa yol açıp açmadığıdır. Üçüncü özellik ise iri nodüllerde rastlanan nefes borusuna baskı yapıp yapmadığıdır.

Mekanik bası yapan hayli iri nodüllü hastalarda çare, cerrahidir. Hastanın tiroid hormonları normal ise, cerrahi hemen uygulanabilir, ancak birlikte hormon üretimi fazlalığım da varsa önce ilaçlar ile hormon seviyeleri normale getirilmeli ve sonra ameliyat edilmelidir.

Hastanın nodülü veya nodülleri otonom, yani aşırı çalışan nodüllerse bunu T3, T4 ve TSH  kan testleri ile ispatlamak ve tiroid sintigrafisi ile nodüllerin sıcak nodül olduğunu göstermek gerekir.Önceleri nodüllü vakalarda sintigrafi tek görüntüleme yöntemiydi.Günümüzde ise sintigrafi TSH’sı baskılanmış, yani düşük, vakalarda mevcut nodülün fonksiyonunu göstermek için kullanılır.Sıcak nodüller genellikle kanser olmadıklarından iğne biyopsisine gerek yoktur. Tek sıcak nodül varsa radyoiyod verilerek  tedavi edilir. Ancak  sıcak nodül çok büyükse (5-6 cm)  veya çok sayıda sıcak nodül varsa cerrahi tedavi öngörülür. Bu hastalar birkaç haftalık ilaç kullanımı ile ötiroidi denen normal hormon düzeylerine kavuşturulup ameliyat edilmelidirler.Ameliyata uygun olmayan vakalar da radyoaktif iyod ile tedavi edilebilir.

Tiroid nodüllerinin büyük çoğunluğunu bası yapmayan ve fazla hormon üretmeyen nodüller oluşturur. Hastaların çoğu sinirli oluşunu , çabuk yorulmasını veya çarpıntılarını bu nodüllere bağlasalarda , aslında arada bir ilişki yoktur.Bu nodüllerin % 5’i kanser olabilir. Medyada “ Tiroid nodüllerine dikkat kanser olabilirsiniz” gibi sorumsuz haberler hastaları yersiz endişelere sürüklemektedir.Paniğe kapılmadan, aslında bu nodüllerin % 95’inin kanser olmadığını bilmek , hangi nodüller için ameliyat gerektirdiğini öğrenmek içinde bir uzmana danışmak gerekir.

Ultrasonografinin yaygın kullanılmadığı zamanlarda elle muayne ile hastaların % 4 ‘ünde nodül olduğu bildirilirdi.Tiroid ultrasonografisinin yaygın kullanımı ile 40-50 yaş civarındaki erişkin insanların % 50 ‘ sinde tiroid nodülü veya nodüllerinin bulunduğu gösterilmiştir. Bu kadar sık rastlanan nodüllerde yersiz ameliyatlara başvurmamak için bu konuda tecrübeli bir uzmanın değerlendirmesine ihtiyaç vardır.

Elle yapılan muayneden sonra en önemli tetkik tiroid ultasonografisidir. Bunda da kullanılan cihazın görüntüleme yeteneği yanında o incelemeyi yapan hekimin inceleme sabrı ve bilgiside önemlidir. Örnek verilecek olursa “ Sağ lobta en irisi 2 cm, sol lobta en irisi 1.5 cm çok sayıda nodül”  diyen bir rapor hekime ve hastaya yardımcı değildir.Hastanın tiroid bezinde 8mm ve 20 mm arasında 8 nodül bulunabilir ve bunlarda sadece 9 mm ‘lik bir nodül kanser riski açısından kuşkulu kriterler taşıyabilir.( Nodül sınırlarının düzensiz oluşu , hipoekojenite, toplu iğne başı gibi kalsiyum çökeltilerinin oluşu, aşırı kanlanma gibi..)

Bu durumda  öncelikle o nodüle ince iğne aspirasyonu uygulamak gerekir.

İnce iğne aspirasyonu nodül değerlendirilmesinde son yılların altın kuralı haline gelmiştir. Yeterli alınabilmiş bir aspirat, deneyimli bir sitopatalog tarafından incelendiğinde güvenilirlik oranı % 97’ye kadar çıkmaktadır.Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bazı raporların işlemi yapan hekimi kayırır özellikte “ kanserli olmayan az sayıda tiroid epiteli” olarak verilmesidir ki bunun anlamı değerlendirme yapılamaz ,yetersiz aspirattır.Yeterli bir inceleme üç sonuçla karşımıza çıkar: İyi, kanserli veya kuşkulu. Kanserli veya kuşkulu nodüller ameliyata verilmelidir.

Bir cm’in altındaki nodüllere mikronodül denir.Bu ufak nodüller kaliteli bir ultrason ile incelendiğinde ultrason kriterleri iyi ise 6 ay- 1 sene aralıklar ile izlenebilirler. Ultrasonu  kuşku uyandıran 5-6 mm’lik nodüllere bile bu konuda ustalaşmış bir hekim tarafından ince iğne aspirasyonu uygulanabilir. 8mm’ye kadar olan mikropapiller kanser sıklığı geniş otopsi serilerinde araştırıldığında %10-%36 arasında çok yüksek oranlarda bulunabildiğinden bu minik nodüllerin kanserli olabilme olasılığı abartılmamalıdır.Çünkü gerçek klinik tiroid kanserliler havuzunun sadece %1 ‘ini oluşturur ve ölüm yüzdeleride çok düşüktür.  

TEDAVİ

İnce iğne aspirasyon sitolojisinin kanser veya kanser kuşkusunu belirttiği tüm nodüller ameliyat edilmelidir.Kitle etkisi ile nefes borusuna baskı yapan iri nodüllü vakalar ise kanser kuşkusu olmasa bile ameliyat edilmelidir. İğne aspirasyonu iyi çıkmış tüm nodüller, kullanılan yöntemin % 3-5 hatalı sonuç vereceği göz önüne alınarak, ultrason ile izlenmeye devam edilmelidir. Nodül % 20 oranında veya daha fazla büyüyorsa, iğne biyopsisi tekrarlanmalı veya  ameliyat düşünülmelidir. Nodüllerin büyümesine engel olmak için verilen tiroid hormonu tedavisi genellikle yararlı olmamakta, yaşlı kişilerde ve menopozlu kadınlarda çok hafif doz fazlılığı bile osteoporoza ve kalpte ritim bozukluklarına yol açmaktadır.Nodüllü hastalarda TSH denen uyarıcı hormon hafif veya biraz yüksekse, onu normal sınırlara indirmek için böyle bir tedavi yararlı olabilir.

HİPERTİROİDİ

Hipertiroidi, tiroid bezinin fazla çalışmasına bağlı olarak tiroid hormonlarının fazla miktarda salgılanması sonucu ortaya çıkan klinik tabloya verilen isimdir Tirotoksikoz, değişik nedenlerle örneğin fazla miktarda  tiroid tableti alınması yada tiroiditlerde olduğu gibi tiroid depolarından kana ani olarak tiroid hormonlarının boşalması sonucu kanda tiroit hormonlarının yükselmesine verilen isimdir. İki durumda da klinik olarak aynı tablo ortaya çıkar.

Hipertiroidi ve tirotoksikozun sebepleri nelerdir?

Hipertiroidiyi meydan getiren değişik nedenler mevcuttur. Bunları 4 sınıfa ayırabiliriz.

1. Tiroidin aşırı uyarılması: Tiroidin aşırı uyarılması değişik nedenlerle olur. Bunlar:     a. Basedow-Graves hastalığı     b. Aşırı HCG hormonu     c. Hipofiz tümörleri     d. Aşırı iyod alınımı.

2. Tiroid nodüllerine bağlı gelişen hipertiroidi sebepleri     a. Toksik otonom fonksiyonel tiroid nodülü  (toksik adenom)      b. Toksik multinodüler guatr

3. Tiroit zedelenmesine bağlı gelişen hipertiroidiler     a. Subakut tiroidit     b. Postpartum tiroiditi     c. Ağrısız veya sessiz tiroidit     d. Radyasyona bağlı gelişen tiroidit     e. Akut supuratif tiroidit     f. Hashimoto hastalığında  4. Değişik nedenlere bağlı gelişen hipertiroidiler     a. T-3 veya T4 hormonlarının aşırı alınması     b. Struma ovari

a.Basedow-Graves hastalığı nedir? Sebebi nedir?

 Ülkemizde en sık rastlanan hipertiroidi nedenlerinden biridir. Hipertiroidi belirtileri, bazen guatr, göz ve deri   belirtileri ile kendini gösterir. Otoimmun bir hastalıktır. Bu hastalıkta kanda otoantikorlar bulunur. Antikorlar, yabancı maddelere, virüslere veya bakterilere karşı oluşan proteinlerdir. Otoantikorlar ise vücudun kendi dokularına veya kimyasına karşı oluşmuş antikorlardır. Basedow-Graves hastalığında TSH reseptörlerine karşı antikorlar oluşur. Bu antikorlara Tiroid Reseptör Antikorları (TRAb) denir. Bunlar TSH reseptörleri ile birleştiği zaman TSHdan daha fazla miktarda tiroid hormon yapımını artırır. Bu antikorlar vücutta nasıl oluşur Burada önemli   rol oynar. Dolayısıyla, bir ailede birden. fazla fertlerde ve özellikle kadınlarda   görülür.  Kendisinde Graves hastalığı tespit edilen bir kadın diğer aile fertlerine de bunu bildirerek onların da bu hastalıktan haberdar olmalarını sağlamalıdır. Hashimoto hastalığı da ailevi bir hastalık olduğundan bu iki hastalığa aynı aile fertlerinde rastlanılabilmektedir. Otoantikorların oluşmasında ikinci mekanizma, baskılayıcı T lenfosit hücrelerinin yetersiz oluşudur. Bu durumda B lenfosit hücrelerinde antikor yapımı başlar. T hücrelerindeki baskılayıcı etkinin kalkması büyük psikolojik travmalardan (kaza, ölüm, boşanma veya işlerin iyi gitmemesi) sonra meydana gelir. Diğer yandan bazı araştırıcılar, stresin hipertiroidiye neden olmadığını mevcut olan hafif hipertiroidiyi şiddetlendirdiğini ileri sürmektedirler. Bazılarına göre ise birtakım virüslerin etkisi ile TSH reseptörleri değişmekte ve yabancı cisim (antijen) olarak algılanarak buna karşı antikor üretilmektedir. Sonuç olarak, hipertiroidide antikor yapımını uyaran sistemin henüz tam olarak anlaşılmış olduğunu söyleyemeyiz. Özellikle psikolojik travmalardan sonra hipertiroidi gelişmesine çok sık rastlanılmaktadır. Hashimoto hastalığında görülen otoantikorların en azından %50si Basedow-Graves hastalığında da bulunur. Basedow-Graves hastalığı vitiligo ile birlikte de görülebilir. Ağır otoimmun hastalıklardan olan myasthenia gravis, romatoid artrit, sistemik lupus eritamotosus ve diabetle birlikte bulunur,

b. HCG (Human Chorionic Gonadotropin): Hiperitroidinin nadir rastlanan nedenlerinden biri de hamilelik sırasında salgılanan ve HCG denilen hormonun aşırı salgılanmasıdır. Bu hormon yapısal olarak TSHya benzemekte ve hamilelik sırasında tiroid glandını uyararak hafifçe büyümesine neden olur. Bu uyarı her zaman hipertiroidi oluşturmaz. Ancak mole hidadiform ve hiperemesis gravidarum olan hastalarda aşırı miktarda HCG salgılaması sonucu hipertiroidi meydana gelir   c.Hipofiz tümörleri Çok nadir olarak hipofiz tümörlerinin aşırı miktarda TSH salgılaması sonucu hipertiroidi meydana gelir. Diğer hipertiroidilerde TSH düzeyleri oldukça düşük bulunmasına rağmen bu durumda TSH düzeyleri normalden yüksektir. d. Aşırı iyod alımı sonucu oluşan hipertiroidi Aşırı miktarda iyot alımı özellikle multinodüller guatrı olan hastalarda hipertiroidiye neden olur. Bu hastalığa tıp dilinde Jod-Basedow hastalığı da denir. Bu nedenle gerekmedikçe yüksek miktarda iyod içeren ilaçların dikkatli kullanılması gerekir. e. Toksik otonom fonksiyonlu tiroid nodülü ve toksik multinodüller guatr Bu hastalıkta tiroidde bulunan bir veya birden fazla nodül TSHdan bağımsız olarak çalışır ve aşırı miktarda T3 veya T4 veya her iki hormonu birlikte üretir. Hipertiroidi nedenleri arasında en sık rastlanan sebeplerden biridir. Bu nodüllere toksik otonom çalışan tiroid nodülleri denir. Ancak her otonom çalışan tiroid nodülü toksik nodüle dönüşmez. Nodüller birden fazla ise bu hipertiroidi türüne toksik multinodüller guatr denir. Bu nodüller tiroid sintigrafisinde tiroidin diğer kısımlarına nazaran daha fazla aktif maddeyi tutar. Bu nodüllere tiroid sintigrafisinde bu özelliklerinden dolayı sıcak nodül denir. Sıcak nodüllerin kanser olma riski çok azdır. f.Tiroid  zedelenmesi

Tiroid hormonları üretildikten sonra tiroitteki kolloid  içerisine depolanır ve lüzumu halinde kana verilir. Tiroid glandının zedelenmesi sonucu depolarda bulunan tiroid hormonları kana karışır. Bu duruma tirotoksikoz denir. Tiroidin zedelenmesi tiroidit dediğimiz tiroidin iltihabi hastalıklarındagörülür. Bunlar, -subakut  tiroidit

-doğum sonrası gelişen (postpartum) tiroidit, ağrısız veya sessiz tiroidit,

-radyasyona bağlı gelişen tiroidit

 -akut supuratif tiroidit.

 -Hashimoto tiroiditi Tiroiditlerde görülen tirotoksikoz geçicidir.  Hipertiroidi, tiroid hormonlarının fazla miktarda tiroid bezinde üretilmesi sonucu oluşan duruma denir. Kısaca tirotoksikoz, gerek hipertiroidi sonucu gerekse diğer nedenlere bağlı olarak kanda tiroid hormon yüksekliğine verilen isimdir. Mesela Basedow-Graves hastalığında fazla yapım sonucu tiroid hormonları kanda artmıştır. Bu durumda, hipertiroidi  ve tirotoksikoz terimleri aynı zamanda kullanılabilir. g.Diğer nedenler sonucu oluşan hipertiroidi

Zayıflamak, enerji kazanmak için alınan fazla miktardaki tiroit hormonu hipertiroidiye neden olabilir. Ayrıca hayvanlardaki tiroid glandının yenmesi de hipertiroidiye neden olduğu bildirilmiştir.

Yine nadir olarak kadın yumurtalığında bazen doğumsal olarak bulunan tiroid glandının aşırı hormon yapması sonucu da hipertiroidi gelişebilir.

Hipertiroidide belirtiler nelerdir?

  1-Sinirlilik, aşırı heyecan ve duygusallık Hipertiroidide görülen en sık belirtilerdir.    Tiroid hormonları bütün organlarımızı etkilediği gibi beynimizi ve ruhsal durumumuzu da etkiler. Birçok sinirli insan bende guatr mı var? diye doktora başvurmaktadır. Hatta bazı hastalar başka nedenlerden dolayı oluşan bu belirtilerin guatrından kaynaklandığına kendisini inandırmakta ve tedavi edildikten sonra bu halinin geçeceğine doktoru da inandırmaya çalışmaktadır. Unutmamak gerekir ki halkımızın "sinirlilik" olarak tanımladığı durumlar birçok ruhsal hastalığın sonucu olarak da ortaya çıkabilir.

Hipertiroidide hafıza ve konsantrasyon da bozulur. Bu hastalarla geçinmek de oldukça zordur. Küçük olaylar karşısında bile ani olarak parlarlar, etraflarını çok defa kırarlar, sonra da bunu ben niye yaptım diye üzülürler. 2. Kilo kaybı

İştahın iyi olmasına karşın hasta zayıflar. Ancak yaşlı hastalarda bazen kilo kaybı olmayabilir. Hatta bazı hastalar şişmanlamaktan şikayet eder. Bu hastalar artmış iştah nedeni ile fazla yemekte ve artmış metabolik hızı bile geçmektedir. Bazı şişman hastalar zayıflamalarına sevinmektedir. Ancak unutmamak gerekir ki bu hastalıkta yağ erimesi yerine kas erimesi gelişmekte ve dolayısıyla kas zayıflamasına neden olmaktadır. Bunun sonucu hastalar merdiven çıkmakta zorlanır ve aşırı halsizlikten yakınırlar. 3. Sıcağa tahamülsüzlük. Metabolizmanın hızlanması nedeniyle vücut harareti artar. Bu nedenle hipertiroidili hastalar soğuk ortamlarda daha rahat ederler. 4.Titreme Titreme özellikle ellerde görülür. Buna benzeyen titremelerin, çeşitli sinir hastalıklarında, alkolizmde ve çeşitli nörolojik bozukluklarda da ortaya çıktığı unutulmamalıdır.

5.Çarpıntı Çarpıntı, bu hastalığın en önemli belirtilerinden biridir.

6.Saç dökülmesi Hipertiroidili hastaların saçları ince ve yumuşaktır. Kolaylıkla dökülür. Saç dökülmesi hem hipertiroidi ve hem de hipotiroidi durumlarında meydana gelir. Her iki durumun da tedavisi sonucu saçlar yeniden çıkar. 7. Cilt ve tırnaklarda değişiklik Sıcak ve nemlidir. Tırnak-et ayırımı belirginleşir. Yine, nadir olarak Basedow-Graves hastalığına bağlı olarak gelişen cilt belirtileri de ortaya çıkabilir. Özellikle bacaklardaki cilt kalınlaşması ve sertleşmesi görülür. Buna tıp dilinde pretibial miksödem denir.. 8. Barsak hareketlerinde hızlanma: Bazı hastalar artmış barsak hareketlerinden ve ishalden yakınır. Bazen kabız olan hastalar bu hastalık nedeni ile normal dışkılama gösterir. 9. Kuvvet azalması Uzun süren ve ağır hipertiroidi durumunda ortaya çıkar. Hastalık, daha fazla omuzun ve bacakların uzun kaslarını tutuğu için özellikle çalışan hastalarda bu daha da belirgindir. Çok defa hastalar merdiven çıkmakta zorlandıklarından şikayet ederler. Bu durum tedaviden sonra ortadan kalkar. 10. Adet düzensizliği Kanamalarda azalma görülür. Bazı hastalarda yumurtlama olmaz 11. Sekste azalma Bazı hastalarda seks arzusunda artma görülse de genel olarak azalır. Bazı erkek hastalarda östrojen hormonundaki artışa bağlı olarak memelerinde büyüme görülür.Jinekomasti adı verilen bu durum tedaviden sonra düzelebilir. 12. Apathetik hipertiroidism Yaşlı hastalardaki hipertiroidi gençlerden biraz daha farklıdır. Mesela 60 yaşın üzerindeki hastalarda tek belirti ilgisizliktir. Bu belirti o kadar fazladır ki yaşlı hastalardaki bu hastalığa apathetik hipertiroidi  denir. 13. Göz bulguları A) Üst göz kapak kasılması:Fazla miktardaki tiroid hormonları üst göz kapağını açan kasları uyararak gözün normalden daha açık durmasını sağlar. Gözler parlak bir hal alır. Bu durum her türlü hipertiroidide ortaya çıkabilir. Hipertiroidi kontrol altına alındıktan sonra genellikle kaybolur. B) Ekzoftalmi (Gözlerin öne doğru fırlaması):  ( Bak egzoftalmi, göz fırlaması konusuna) 14. Laboratuar testlerinde bozulma SGOT, SGPT, yükselebilir. Kemik ve karaciğerde bulunan alkali fosfataz enzimi karaciğer fonksiyon testleri normal olsa bile yükselebilir. Nadir olarak kalsiyum yüksek bulunabilir. Kolesterol düzeyi genelde düşüktür.

Hipertiroidide hangi testler uygulanır?

Hipertiroidi hastalığı olan birçok hastada tanı koymaya yeterli belirti ve işaretler vardır. Hatta bazı hasta yakınları bazen hastalığın tanısını koyarak hastayı doktora getirir. Hastaların şikayetleri yanında tiroid hormonlarının biri veya her ikisi birden yükselir. TSH değeri ise normalin altındadır yani baskılıdır. Bazen tiroid hormonları yükselmeden de değişik nedenlere bağlı olarak TSH normal değerinin altında görülebilir. Bu duruma subklinik hipertiroidi denir. Subklinik hipertiroidisi olan yaşlı hastaların şikayetleri olmasa bile tedavi edilmesi gerekir. Çünkü tedavi edilmeyen hastalarda en sonunda tehlikeli bir aritmi olan atrial fibrilasyon gelişebilir. TSH (Tiroidi uyaran hormon): Hipofiz tümörü sonucu oluşan hipertiroidi dışında bütün hastalarda TSH normal değerin altındadır. Ancak, her düşük değerli TSHsı bulunan hastaların tümü de hipertiroidi değildir. Başka nedenlere bağlı olarak da bu görülebilir. Tiroid hormonları: Birçok hipertiroidili hastada her iki tiroid hormonu da (T-3 ve T-4) yüksek olarak bulunur. Bazen özellikle toksik otonom tiroid nodüllerinde veya toksik multinodüler guatrda sadece T3 hormonu yüksek bulunabilir. TSH yüksekliği ile birlikte her iki hormonun yüksekliği hipofiz tümörü sonucu ortaya çıkar. Hasta şikayetlerinin olmaması ise genetik bir hastalık olan tiroid hormon direncini gösterir. Çok nadir olan bu hastalıkta çeşitli organlarda tiroid hormonlarının etkisi görülmez. Tiroid otoantikorları: Bazen Basedow-Graves hastalığı ile toksik multinodüler guatrın ayırıcı tanısında zorluk çekilebilir. Bu iki hastalığı birbirinden ayırmak için TRab (tirotiropin reseptör antikorları) kullanılır. Bu antikor, Graves hastalığında pozitiftir. Ayrıca, göz bulgusu olan ötiroid (semptomsuz) Graves hastalığının teyidinde de bu antikordan yararlanılır. AntiTPO ve antiTg antikorları Graves hastalarının yüzde %50 sinde pozitif olarak bulunur. Radyoaktif iyod uptake testi (I-131 uptake testi)  Bu test değişik nedenlere bağlı oluşan hipertiroidilerin ayırıcı tanısında kullanılır. Uptake, Graves hastalığında normal değerlerden yüksektir. Tiroid sintigrafisi: Tiroid sintigrafisi Basedow-Graves hastalığı toksik otonom fonksiyone tiroid nodulü ve toksik multinodüler guatrın ayırıcı tanısında kullanılan önemli bir tanı aracıdır. Ancak gerek radyoiyod uptake testi gerekse tiroid sintigrafisi yapılmazdan önce hastanın normal iyod almaması gerekir. Mesela, bilgisayarlı tomografide, miyelogramda, kontrastlı böbrek grafisinde veya arteriogramda kullanılan kontrastlı maddeler bu iki testi 6 hafta kadar etkilemekte ve bu testlerin yorumlanmasında güçlük çekilmektedir. Bu nedenle bu testlere girecek hastalara öncelikle uptake ve sintigrafi uygulandıktan sonra diğer tetkiklerin yapılması gerekir. Hamilelik: Hamile kadınlara hiçbir zaman radyoaktif madde verilmez. Çünkü bu maddeler bebeğin gelişmesine zarar verir. Bu nedenle hamilelik şüphesi durumunda doktor uyarılmalıdır. Sedimantasyon: Hipertiroidi nedenlerinden biri olan subakut tiroiditin ayırıcı tanısında kullanılır. Subakut tiroiditte sedimantasyon normalin üzerine, bazen 100mm/saat üzerine çıkabilir. Tiroglobulin (Tg): Hipertiroidili hastaların tümünde yüksek olarak bulunur.

Hipertiroidi tanısı nasıl konur?

Daha önce sözü edilen belirti ve semptomların bir kısmının bulunması, tiroid hormon düzeylerinin yüksek olması ve düşük TSH düzeyi ile hipertiroidi tanısı kolaylıkla konur. Radyoaktif uptake testi ve tiroid sintigrafisi ile hipertiroidi nedenleri arasında ayırıcı tanı yapılabilir. Ayırıcı tanı yapılması oldukça önemlidir. Çünkü hipertiroidi nedenine göre değişik tedavi yöntemleri mevcuttur.

Hipertiroidi nasıl tedavi edilir?

Hastalığı oluşturan sebebe ve hastalığın ciddiyetine göre tedavi değişir. Meselâ, geçici hipertiroidi vakalarında (tiroiditlerde) semptomatik tedavi (antienflamatuvarlar veya beta blokerler) uygulanır. Diğer yandan kalıcı hipertiroidi oluşturan Basedow-Graves hastalığı, toksik otonom fonksiyone eden tiroit nodülleri ve toksik multinodüler guatr kesin tedavi gerektirir. Subklinik hipertiroidi, yaşlı hastalarda atrial fibrilasyona neden olacağından tedavi edilmesi gerekir.

Bazı ilaçlar sadece hipertiroidi semptomlarını tedavi etmek için kullanılır. Bu ilaçların direkt tiroit fonksiyonları üzerine etkisi yoktur. Mesela, beta-blokerler ,kalp hızını azaltan ilaçlardır. Bu ilaçlar bronşlarda spazma neden olduğundan astımı olan hastalar bu ilaçları kesinlikle kullanmamalıdır. Bazı hastalarda sinirlilik ve uykusuzluk ön plandadır. Bu nedenle bu hastalara sinirleri yatıştırıcı ilaçlar verilir.

Basedow-Graves hastalığında kaç türlü tedavi yöntemi mevcuttur?

Bu hastalıkta üç türlü tedavi