HABER

TEMD 4 MART DÜNYA OBEZİTE GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

TEMD 4 MART DÜNYA OBEZİTE GÜNÜ  BASIN AÇIKLAMASI Obezite tüm dünyada sıklığı giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Obezitenin önlenmesi ve etkin tedavisindeki ilk ve en önemli adım obezite konusundaki farkındalığı arttırmaktır. Dünyanın farklı bölgelerindeki obezite ile ilgilenen kuruluşlar daha güçlü bir ses oluşturmak adına 2020 yılından itibaren 4 Mart tarihini “Dünya Obezite Günü” olarak kabul etmiştir. Amaç tüm Dünya’da obezite için etkinlikler düzenleyerek kronik bir hastalık olan obezite konusunda mücadeleyi güçlendirmektir. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD) olarak bizler de ülke çapında farklı etkinlikler düzenleyerek bu farkındalık kampanyasına destek vermekteyiz.
Obezite, 21. yüzyılın en önemli ve yaygın sağlık sorunlarından birisidir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün 2016 verilerine göre dünya genelinde obezite sıklığı 1975’ten bu yana çok hızlı bir artışla 3 katına çıkmıştır. Fazla kilolu ve obeziteli bireylerin sayısı dünyada olduğu gibi Türkiye’de de giderek artmaktadır. DSÖ tarafından en son yayınlanan raporda Türkiye, 2 prevalans ile Avrupa’da yetişkin nüfusta obezitenin en yüksek olduğu ülke olmuştur. Çalışmalar devam etmekte olan koronavirüs (Covid-19) pandemisinin tüm dünyada obezite oranlarında ciddi bir artışa neden olacağını göstermektedir. Pandeminin ortaya çıkardığı stres ve kaygı, evde geçirilen zamanın artması, bu sürecin getirdiği sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve tedaviye ulaşımdaki güçlükler gibi faktörler obezite oranlarında artış açısından büyük risk oluşturmaktadır.
Obezite diyabet, hipertansiyon, yüksek kan basıncı, kan yağlarında yükseklik, koroner arter hastalığı, inme, çeşitli kanserler, uyku-apne sendromu, karaciğer yağlanması, reflü, safra yolları hastalığı, kısırlık, depresyon, eklem ve hareket sorunları gibi pek çok ciddi sağlık sorununa yol açmaktadır. Yapılan çalışmalar obeziteli bireylerin Covid-19 enfeksiyonuna yakalanma ve Covid-19 hastalığını daha ağır geçirme riskinin de normal kilolu bireylere göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Obezitenin yol açtığı solunum problemleri ve obezite ilişkili ek hastalıklar bu bireylerde zatürre gelişim riskini ve yoğun bakım ihtiyacını arttırmaktadır. Özetle obezite, yol açtığı ciddi sağlık sorunları ile hastaların yaşam kalitesini ve süresini etkilemenin yanı sıra toplumların sağlık bütçeleri üzerinde de büyük yük oluşturmaktadır.
Obezite, DSÖ tarafından sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Sağlıklı bireylerde normal vücut yağ oranı erkeklerde -20, kadınlarda ise %-30 arasındadır. Obeziteye bağlı artan riski belirleyen önemli faktörlerden birisi de yağın vücutta nerede biriktiğidir. Göbek bölgesinde biriken yağ dokusunun obezite ilişkili hastalıklar açısından daha fazla risk oluşturduğu gösterilmiştir. Çok sayıda genetik, çevresel, fizyolojik, biyokimyasal, sosyokültürel ve psikolojik faktör birbiri ile ilişkili olarak obezite oluşumuna neden olmaktadır. Bu faktörler içinde aşırı ve yanlış beslenme ile fiziksel aktivite yetersizliği en önemli nedenler olarak kabul edilmektedir. Yaşamı kolaylaştıran ve enerji harcamayı engelleyen teknolojik ilerlemeler (motorlu taşıtlar, yürüyen merdiven, asansör, internet ve bilgisayar teknolojisi vb.), beslenmenin bir sanayi haline gelmesi, daha dayanıklı ve daha ucuz ürünler elde etmek için doğal yaşamda yeri olmayan besin katkılarının kullanılmaya başlanması (trans yağlar, nişasta bazlı şekerler gibi) ile hazır gıda tüketiminde artış ve hızlı beslenme tarzı dünyadaki obezite sıklığındaki artıştan sorumlu tutulan başlıca faktörlerdir.
Obezite tedavisinde ve önlenmesinde sağlıklı beslenme ve egzersizi içeren yaşam tarzı değişiklikleri ana basamaktır. Gereken ve uygun durumlarda obezite tedavisinde ilaç tedavisi ve cerrahi yöntemler de kullanılabilmektedir. Ne yazık ki günümüzde obezite tedavisinde sağlığı bozan mucize diyetler, bilimsel dayanağı bulunmayan bitkisel tedaviler ve deneysel cerrahi yöntemler gibi yanlış uygulamaların da giderek artan sıklıkta kullanılmakta olduğunu gözlemlemekteyiz. TEMD olarak, obezitenin doğru tanı ve tedavisinin yanı sıra yanlış uygulamaların da önlenmesi yönündeki çabalarımızı dün olduğu gibi bugün de kararlılıkla sürdüreceğiz. Obezitenin önlenmesinde toplumdaki farkındalığın arttırılması ve bebeklikten erişkinliğe sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının benimsetilmesi öncelikli hedefler olmalıdır. Bu amaçla toplumun tüm katmanlarını kapsayacak, uygulanması kolay stratejilerin geliştirilmesi ve bunların uygulamaya konulması şarttır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Prof. Dr. Fahri BAYRAM
Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği
Obezite, Lipid Metabolizması ve Hipertansiyon Çalışma Grubu Başkanı