Haberler 14 Kasım Dünya Diyabet Günü Basın Bildirisi

14 Kasım Dünya Diyabet Gününde Diyabete Birlikte Dur Diyelim


1921 yılında insülini bulan Dr Banting’in doğum günü olan 14 Kasım, 2006 yılından beri resmi olarak Dünya Diyabet Günü olarak tanınmıştır. Her yıl 14 Kasım Dünya Diyabet Gününde diyabetin yani şeker hastalığının tanınması, tedavisi ve önlenmesi için farkındalık oluşturmak amacıyla dünyada ve ülkemizde çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.


İnsülin pankreasın beta hücrelerinden salgılanan bir hormondur ve kandaki şekerin hücre içine girmesini sağlar. Diyabet, insülin eksikliği, insülin direncine bağlı etki yetersizliği ya da her iki durumun bir arada bulunması sonucu gelişen kan şekeri yüksekliği ile seyreden bir hastalıktır.


Diyabetin dört farklı tipi vardır. Tip 1 diyabet genellikle 30 yaşın altında görülür. Vücutta hiç insülin üretilmez. Tip 2 diyabet en sık görülen diyabet tipidir. Genellikle 40 yaşından sonra görülür. Tip 2 diyabette insülin direnci nedeniyle var olan insülin yeterli etki gösteremez. Gestasyonel diyabet daha önceden diyabeti bulunmayan bir gebede, gebelik sırasında ortaya çıkan ve doğumla birlikte kaybolan diyabettir. Diğer nedenlere bağlı diyabette ise eşlik eden hastalıklar ve ilaç kullanımı gibi durumlara ikincil olarak şeker yüksekliği görülmektedir.


Diyabet tüm dünyada sıklığı giderek artan bir sağlık sorunudur. Dünyada her 10 erişkinden 1’i diyabetlidir. Ülkemizde 1997 yılında diyabet sıklığı %7.2 iken 2010 yılında yaklaşık iki kat artarak %13.7’ye ulaştığı görülmüştür ve artış devam etmektedir.


Diyabetin en sık görülen belirtileri ağız kuruluğu, çok su içme, çok ve sık idrar yapma, halsizlik, yorgunluk, sık acıkma, çok yemek yemeye rağmen kilo kaybı, ayaklarda, ellerde uyuşma, karıncalanma, deri ve idrar yolu enfeksiyonları, tekrarlayan mantar enfeksiyonları, yaraların geç iyileşmesi ve bulanık görmedir.


Açlık kan şekerinin 126 mg/dL veya üzerinde, herhangi bir zamanda ölçülen rastgele kan şekerinin 200 mg/dL veya üzerinde bulunması diyabet tanısı koydurur.
Kan glukozunda uzun süreli yükseklik insan vücudunda birçok sistem ve organın olumsuz etkilenmesine yol açar. Diyabetiklerde bu nedenle kalp ve damar hastalıkları, inme, görme bozuklukları, sinir ve böbrek hasarları, ayakta yara oluşması, gangren ve buna bağlı uzuv kayıpları görülebilir.


Sağlıklı beslenme, hareketli yaşam tarzı ve hekim tarafından önerilen ilaçların düzenli alınması kan şekerlerinin istenilen düzeyde tutulmasını sağlar. Tedavilerin doğru uygulanabilmesi için diyabet eğitimi çok önemlidir. İlaç tedavileri insülin dışı ilaçlar ve insülinler olmak üzere iki ana başlık altında toplanır. Tip 1 diyabetlilerde ve şeker düşürücü ilaca ihtiyacı olan gebelerde insülin tedavisi kullanılırken, tip 2 diyabette genellikle ağızdan alınan haplar ve insülin dışı enjeksiyon tedavileri yeterli olur. Gerekli durumlarda insülin de kullanılabilir.


Diyabeti kontrol altına almak için; belirtiler mutlaka öğrenilmeli, düzenli egzersiz yapılmalı, beslenmeye dikkat edilmeli, ilaç tedavileri düzenli olarak kullanılmalı, kan şekeri düzenli olarak kontrol edilmeli, tansiyon ya da kolesterol yükseklikleri varsa kontrol altına alınmalı, kilo kontrolü sağlanmalı, sigaradan uzak durulmalı, ağız ve diş sağlığına dikkat edilmeli, yeterli su ve sıvı alımı sağlanmalıdır.


Uluslararası Diyabet Federasyonu 2023 yılı 14 Kasım Dünya Diyabet günü sloganında diyabetin risklerini bilmenin önemine dikkat çekmektedir. Diyabete dur diyebilmenin en etkin yolu hastalığı ve risklerini öğrenmek, hasta olarak sorumluluk üstlenerek sağlıklı olmak için hekimlerin önerileri doğrultusunda gerekeni yapmaktır.
 

Prof Dr Canan Ersoy

Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Diyabet Çalışma Grubu Başkanı